‘hayat kısa, kuşlar uçuyor..’
Cemal Süreya
‘ağaç anlatabilir kendini yağmura,
hiç değilse fısıldayabilir-bunu biliyorum.
kuş nasıl tarif edecek; konsa yeryüzünde av,
uçsa bir ömür boynunda vebal.’
Birhan Keskin
‘kuşlar uçarlar uçarlar, insanlar vardı sanır..’
Cahit Zarifoğlu
‘belki bütün kuşlar uçar, belki değil mutlaka..’
Turgut Uyar
‘kuşlar boşluk boşluk uçtukça. bir şey hızla duruyor..’
Edip Cansever
‘kuşlar gelsin hafız;
onlara dair kötü hatıraları yoktur gökyüzünün
onlar intihar nedir, ihanet nedir bilmezler’
Bekir Erdoğan
‘mevsimi aşka çağıran kuşların nerde senin..’
İsmet Özel
‘yüreğinde ki yaralara kuş olayım
her şeyi düzeltip lütufkarca uçayım’
Özmen Yıldız
‘takınsam kanat manat, kuş muş olsam seğirtsem..’
N.Fazıl Kısakürek
‘kuşlar peru’ya ölmek için uçar..’
İlhan Berk
‘Bir çocuğun, kuş olduğunu düşünmeye hakkı vardır. Tabii bu
biraz tehlikelidir.
Özellikle arka balkonlarda manasızca oturmayı seviyorsa.’
Emrah Serbes
‘utanın; kuşlar uçuyor, uçaklar düşüyor..’
Özdemir Asaf
‘âh beni vursalar bir kuş yerine..’
Sezai Karakoç
‘ve sen kuş olup gidersin’
Tarık Tufan
‘kuşlar mı ki, çok şey denildi şair dilinden..’
Ahmet Telli
‘dön bana ve dinle, kuşlar uçuşuyor içimde..’
Erdem Beyazıt
‘göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan. gel artık. ne olursun..’
Yavuz Bülent Bakiler
‘kuşlar ölürse yere düşerler, yere düşerler ve onları hep zehra
toplar..’
Âh Muhsin Ünlü
‘yüreğinden beyaz kuşlar uçardı yüreğime..’
Haydar Ergülen
‘bir yastık arıyorum kuş seslerinden..’
İbrahim Tenekeci
‘uçan kuşlar konsun senin göğüne..’
Murathan Mungan
‘konuk et, kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana..’
Yılmaz Odabaşı
‘âh bu kuş, bu gidişle. uça uça gök bırakmayacak. öteki kuşlara..’
Cahit Koytak
‘kuşlar uçuyor, kervanlar geçiyor, bir iğne deliğinden..’
Âsaf Hâlet Çelebi
‘kuşlar geçiyor, derken; yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık..’
Orhan Veli Kanık
‘siz söyleyin garipliğimi kuşlar..’
Cahit Sıtkı Tarancı
‘kuşlar gibi yalnız, yapayalnızdım açıkta..’
Yahya Kemal Beyatlı
‘hasretsiz bir kanat şakırtısına, mavi gökte kuşlar yine uçar mı?’
Ahmet Hamdi Tanpınar
‘uçun kuşlar, uçun burda vefa yok..’
Rıza Tevfik Bölükbaşı
‘sen gittin gideli kuşlar anlamaz görünür..’
Hilmi Yavuz
‘canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını..’
Cemal Süreya
‘kuşlar da kaderle uçar..’
Cahit Zarifoğlu
‘kuş ölür, sen uçuşu hatırla..’
Füruğ Ferruhzad
“öyle güzelsin ki, kuş koysunlar yoluna”
Nilgün Marmara
” Aslında yürüyebilse bir sorun kalmayacak ” dedi. Tek mani o gözüktü O’na. Aslında problem sandığından da büyüktü. Biliyordu belki ama “Umuda ihtiyacım var” diye düşündü. İyi olmayan düşünceler kanser gibi yayılıyordu beyninde. Umudu bunu engellemeye çalışıyordu. Ya umudu olmasaydı?
(Kaynak: realisttdusunce)
Muhakkak ki bütün insanların ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve yine farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman bizim aklımıza hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu. Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk…
Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatında mevcut olduğunu, benim birde ruhum olduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat senin değil.. Bana hakikaten yaşamak imkanını verdiğin birkaç ay için sana teşekkür ederim. Böyle birkaç ay, birkaç ömür kıymetinde değil midir?… “Sabahattin Ali KMM”
Bir hayatı baştan aşağı dolduracak kadar zengin olan hatıralar, böyle kısa bir zamana sıkıştırıldıkları için hakikattekinden daha canlı, daha tesirliydiler. Bunlar bana, on seneden beri bir an bile yaşamamış olduğumu; bütün hareketlerimin, düşüncelerimin, hislerimin benden uzak bir yabancıya aitmiş kadar benden uzak olduğunu gösteriyordu.. “Sabahattin Ali KMM”
Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, ve günün birinde hatalarını anlayınca, herşeyi bırakıp kaçarlar. Halbuki mümkün olanla kanaat etseler, hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz.. “Sabahattin Ali KMM”
Yaşamak, tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek, hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak; herkesten daha çok, daha kuvvetli yaşadığını, bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak.. ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak.. “Sabahattin Ali KMM”
Dünyada sizden, yani erkeklerden niçin bu kadar çok nefret ediyorum biliyor musun? Sırf böyle en tabii haklarıymış gibi insandan birçok şeyler istedikleri için.. Herhangi bir şekilde talepleri reddedildiği zaman düştükleri şaşkınlığı görmek, küstahça gururlarını anlamak için kafidir. Kendilerini daima bir avcı, bizi zavallı birer av olarak düşünmekten asla vazgeçmiyorlar.. “Sabahattin Ali KMM”
Sanatın engeli yoktur..Sanatçı olan bir insanın asla engeli yoktur..
(Kaynak: pijamalitosba)
Teoman & İrem - Duş
Ellerim vücudunda
Umrumda değil artık dünya ..